Islak kumdaki ayak izi, dalga vurduktan sonra kaybolur; kum dümdüz olur ama tuzlu suyu emmiştir, o nokta hâlâ diğerlerinden daha koyu, daha serindir. İnsan da böyledir; unuttum sanır ama bedeni, o anının serinliğini hep taşır. Unutmak, silmek değil, derine gömmektir.
düş.
Işığın Unutması
Eski bir fotoğraf, yıllarca güneş gören bir çerçevede durursa sararır; yüzler flu bir gölgeye dönüşür, en net anılar bile kontrastını kaybeder. Zihin de parlak anıları soldurur; en net sandığın yüzün detaylarını bir gün çizemez olursun. En son hangi yüzü, gözlerini kapatıp çizemediğini fark ettin?
met.
Temasın Unutması
Yıllarca çekmecede duran bir anahtarın dişleri paslanır; bir zamanlar açtığı kilide artık uymaz, zorlayınca kırılır. Yıllarca aranmayan dostluk, bakımı yapılmayan aşk da böyledir; bir gün dönüp açmak istersin ama kapı dönmez. Unutmak, kilidi değil, anahtarı çürütmektir.